• DOLAR
    5,7449
    %-0,08
  • EURO
    6,3531
    %0,19
  • ALTIN
    270,97
    %-0,34
  • BIST
    105.380
    %1,54
Kemal KARANFİL
Kemal  KARANFİL
kemalkaranfil@khkliplatformu.org
Yeni Adli Yıl ve KHK İhraçlarındaki Hukuk Skandalları
  • 1
  • 631
  • 06 Eylül 2019 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
    Loading...
  • +
  • -

2  Eylül 2019 tarihinde Cumhurbaşkanlığındaki törenle adli yıl açılışı yapıldı.

Şüphesiz adli yılda adalete susamış ve bir tutam adalet bekleyen insanların başında KHK mağdurları yer almaktadır. Zira KHK mağdurlarına aşağıda görüleceği üzere bir değil, yüzlerce temel hukuk ilkesi çiğnenerek temel hak ve hürriyetleri çiğnenerek, mülkiyet, seyahat ve çalışma hakları ellerinden alındı. Anayasa md. 129 a ve 657 sayılı Memurin M. Kanunu ihlal edilerek Savunma bile alınmaksızın, terör gibi çok ağır bir suçlama ile kamudan ihraç edilmiş olmaları yetmezmiş gibi özel sektörde bile çalışmaları yasaklandı.Bazı yerlerde pazarda dahi tezgah açmaları engellendi.Pasaportları iptal edildiği için yurtdışına gidip orada iş olanakları aramaları, mülteci olma hakları bile kendilerinden esirgendi. Adeta sivil ölüme terk edilerek  bir nevi soykırıma maruz bırakıldılar.

Şimdi, KHK ihraçlarının neden hukuksuz olduğu, hangi önemli hukuk ilkelerinin çiğnendiği belirtilecektir.

MADDELER HALİNDE, KHK İHRAÇLARINDA YAPILAN HUKUK SKANDALLARI

1. BİNLERCE YILLIK EVRENSEL HUKUK İLKELERİNİN TAM TERSİ YAPILDI

Örneğin;

  • Masumiyet ilkesi” tüm dünyada esas iken, KHK larda, “Suçluluk ilkesi” esas alınarak, kişilere ”masumiyetini kanıtla, gel “ Denildi.
  • FİŞLEME suç iken ( TCK-135), fişleme yapan kamu görevlileri hakkında işlem yapılacağına, FİŞLEMEYE MARUZ KALAN MAĞDURLAR hakkında ihraç ve kovuşturma işlemi yapıldı.
  • Mahkeme kararları, yasama –yürütme organları ve tüm kamu kurumlarını bağladığı halde, Mahkemelerin verdiği “Beraat kararları” değil, istihbarat birimlerini veya idarenin düzenlediği “kanaat raporları” hükme esas alındı.
  • “Savunma almadan ceza verilmez”( AY 36-38,129-2) ilkesi ihlal edildi.
  • Ceza ve idare hukukunun temel düsturlarından “Kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi yok sayılarak, keyfe keder suçlar üretilerek kamu görevlileri suçlandı.( Örneğin barış bildirisine imza atma, sendika dernek- üyeliği, Bank Asya hesabı vs.)
  • Önce adil bir yargılama, sonra- koşulları oluştuysa ceza verme yerine, ÖNCE CEZALANDIRMA, SONRA YARGILAMA ilkesi uygulandı.( Yargılamalarda da adaletten eser yok.!)
  • Ceza sorumluluğunun şahsi olduğu ( AY md.38 ) kuralının tersine, “kolektif sorumluluk” uygulaması yoluna gidildi. Birkaç kişinin hatası yüzünden binlerce insan cezalandırıldı. Fişlenen kardeşler nedeniyle tüm aile bireyleri suçlandı.Aranıp bulunamayan koca yerine eşler, babalar göz altına alındı.
  • “Kanunsuz emir” ve “Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilmeyeceği AY md.137 emri iken”, kamu görevlilerinin yasa dışına korkusuzca çıkabilmeleri için KHK larla “ sorumsuzluk kuralı” ( Bkz.667 sy KHK md.9,  668 sy KHK md.37, bu KHK lar 29.10.2016 da 6749 sy ve,24.11.2016 da 6755 sy ile kanunlaştırıldı.)
  • Ölçülülük ilkesi” ( AY md.13 ), OHAL tedbirlerinin sadece OHAL dönemi ile sınırlı olacağı( AY md.121-122 ) kuralları yok sayılarak TEDBİR boyutunu aşan ÖLÇÜSÜZ düzenlemelere gidildi.
  • İdarenin tüm eylem ve işlemleri kanun denetimine tabidir”( AY md.125 ) Kuralı dikkate alınmadı.OHAL işlemlerine karşı yargı yolu kapatıldı. AYM, “KHK ları inceleyemem!” diyerek keyfiliğin önünü tamamen açtı..!
  • Yasama yetkisinin TBMM de olduğu, devredilemeyeceği” ilkesi çiğnenerek OHAL KHK larıyla TBMM nin çıkardığı onlarca yasa kaldırılarak, milli irade yok sayıldı.Ancak TBMM nin düzenleyebileceği konularda, temel hak ve hürriyetlerde düzenlemeler yapıldı.2. EN ACI OLANI, ANAYASADA VE BM EVRENSEL İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ İLE  AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNDE “ TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER” KAPSAMINDA OLAN FİİİLLER SUÇ SAYILDI.
  • İfade, toplantı ve gösteri hakkı AY md.25,26,34
  • Dini ibadetler AY md.24
  • Dernek ve sendika hakkı AY md.33-51
  • Ekonomik Faaliyetler, sözleşme hürriyeti- AY md.48
  • Özel hayatın gizliliği-AY md.20
  • Haberleşme hürriyeti AY md.22
  • Eğitim ve öğretim hakkı-AY md.42
  • Savunma hakkının dokunulmazlığı-AY md.2-36
  • Basın hürriyeti-AY md.28
  • Mülkiyet hakkı ve Genel müsadere yasağı –AY md.35- 38-10

İktidarı eleştiren gazeteciler, HSYK seçimlerinde iktidar listesine oy vermeyen hakim ve savcılar, şarkı ve türküleriyle tanınan Grup Yorum üyeleri, “Çocuklar ölmesin!” diyen Ayşe öğretmenin bebeğiyle cezaevine konuluşunu, barış akademisyenleri ve İnsan Hakları Aktivisti Sn.Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun bu nedenle ihraç edilip haklarında davalar açıldığını, TBMM tarafından kamuya yararlı dernek ilan edilen Kimse Yok mu derneğine[1] SMS’le bağış yapanların, MEB in bizzat duyurduğu AKTİFSEN’e üye olan onbinlerce öğretmenin Kamudan ihraç edildiğini, Bank ASYA’ya para yatıran, bankanın batmasını istemeyen, Zaman gazetesi satın alan ve okuyanların bir daha kamuda görev almamak üzere ömür boyu kamu hizmetlerinden ihraç edilerek özlük haklarından mahrum edildiğini duymayan yok.! TÜM BUNLAR NE İLE İZAH EDİLECEK ?

(1. Kimse Yok mu Derneği, 19 Ocak 2006 tarih ve 2006-9982 nolu Bakanlar Kurulu kararı ile “Kamu Yararına Çalışan Dernek” statüsü kazandı.)

 

3. MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI, HAKİM-SAVCI TEMİNATI YOK SAYILDI

Mahkemeleri, bir arabanın fren mekanizmasına benzetmek yanlış olmaz sanırım. Yargısı bağımsız ve adil olmayan bir ülke, fren sistemi olmayan bir araca benzer.

Yürütme organı ve idarenin yaptığı yanlış işlemleri millet adına kontrol ve iptal etmekle görevli ve yetkili mahkemelerde görev yapan binlerce hakim, Anayasa ve Hakimler Savcılar Kanununa aykırı olarak görevden alınarak ihraç edildi. Bu da yetmezmiş gibi somut hiçbir delil olmadan darbe ile suçlanıp tutuklandı. Duruşma salonlarında bile yüksek yargı organı üyeleri, Hakimler göz altına alınıp tutuklandı. Her ay bunlara yenileri eklenerek kürsüdeki hakimler korkutuldu.( Şu anda bile, “yargıda 1500 kripto fetö üyesi hakim var!, Ona göre!”) denilebiliyor.

Farklı karar veren hakimler açığa alınıp haklarında soruşturma açıldı. (Örneğin Bylock yeterli delil değil diyen Hatay,Antalya, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlarının görevlerinden alınıp sürgün edilmeleri, Gazetecileri tahliye eden İstanbul 25 Ağır ceza mahkemesi heyetinin görevden alınıp haklarında soruşturma açılması gibi )

Tüm Yargıtay ve Danıştay üyelerinin görevlerine son verilerek 200 Yargıtay ve Danıştay üyesi tutuklandı, ihraç edildi. 342 Yeni Yargıtay üyesi seçildi. Yargıtay ve Danıştay silbaştan dizayn edildi.

3000 den fazla hakim ve Cumhuriyet savcısı tutuklanıp, 4500 ü  meslekten ihraç edildi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki “Yüksek” ibaresi kaldırılarak bu kurul tamamen Cumhurbaşkanlığına yani, yürütme organına bağlandı.( 16 Nisan 2017 referandumu)

TABİİ HAKİM- DOĞAL YARGIÇ İLKESİ İHLAL EDİLEREK, olay tarihinden sonra davalara bakmak üzere yeni mahkemeler kuruldu. (Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri, OHAL komisyonu kararlarına karşı başvurulacak Ankara idare mahkemeleri. )

 

Bakanlar Kurulu’nun 6 Şubat 2007 tarihli ve 2007-11683 sayılı kararı ile “İzinsiz Yardım Toplama” yetkisi aldı.
10 Ağustos 2008 tarihinde “TBMM Üstün Hizmet Ödülü”ne layık görüldü.
[1] http://www.milliyet.com.tr/chp-liderinden-carpici-iddia–siyaset-2618115/

 

BU AĞIR TABLOYA MARUZ KALAN BİR KHK’LININ DAVASI KAÇ YILDA SONUÇLANIR.?

Tüm bu  yoğun ihlallere maruz kalan bir KHK’lı vatandaş, hakkını aramak için önce OHAL komisyonuna başvuracak.( Ortalama 2 yıl)

Burası ret ederse Ankara İdare mahkemelerine dava açacak.( Asgari 1 yıl )

Ret edilirse Bölge idare Mahkemesine itiraz edecek ( 1 yıl)

Ret edilirse Danıştay a itiraz edecek.( 2 yıl)

Kabul edilmezse Anayasa Mahkemesine başvuru yapacak ( Asgari 1 yıl)

Anayasa Mahkemesi ret ederse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvurulacak.( 3-7 yıl)

AİHM DE İHLAL KARARI VERİRSE, hükümetin büyük daireye itiraz hakkı var. Büyük daire de KHK lı vatandaşımızı haklı görürse, BU ARADA KHK LIMIZ HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞMADIYSA, tüm bu uzun ve yorucu süreçlerden sonra hakkını alabilecek.!!

ŞİMDİ HERKES ELİNİ VİCDANINA KOYSUN!.

Tüm bu hukuksuz uygulamalarla herhangi birimiz muhatap olmak ister mi?  Kendisine, eşi ve çocuğuna yapılmasını ister mi? ELBETTEKİ KİMSE İSTEMEZ. Hatta vicdan sahibi bir insan bu hukuksuz uygulamaların düşmanına bile uygulanmasını istemez.

HİÇBİR ADİL DEVLETTE, BU İŞLEMLERİ HALKINA VE VATANDAŞINA REVA GÖRMEZ, GÖRÜLMESİNE DE MÜSAADE ETMEZ.

SN ERDOĞAN’ IN 12 Kasım 2018 de Beştepe de hakimlere söylediği üzere, “Adalet sarayları ve duruşma salonlarının üzerinde yazan “Adalet mülkün temelidir” sözünün sıradan bir söz olmadığını, çok derin anlamlara sahip bir mesaj olduğunu ifade eden Erdoğan, “Eğer adalet yoksa devlet yoktur, devlet yoksa milletin istiklali ve istikbali yoktur. Özgürlüğü olmayan bir halkın yok olup gitmesi mukadderdir. Sizler işte böylesine hayati bir görevi ifa etmek üzere yola çıkıyorsunuz.”[3]

1 MAYIS 2019 DA DA   “Adaletin olmadığı yerde zulüm vardır. Zulüm bizim inancımızda küfre eş değerdir..”[4] Demiştir.

 

http://ayintarihi.byegm.gov.tr/turkce/haber/yasama-yurutme-yargi-zirvesi-yemekte/123883
[1] http://www.yeniasya.com.tr/gundem/erdogan-eger-adalet-yoksa-devlet-yoktur_478057
[1] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/05/01/baskan-erdogandan-1-mayis-programinda-kritik-aciklamalar

 

GELİN, KÜFRE EŞDEĞER OLAN BU ZULÜMDEN ARINIP, KHK’LILAR VE AİLELERİNDEN 3 YILDIR ESİRGENEN HAKLARINI DEVLET OLARAK İADE EDELİM.   Devlet olarak buna gücümüz yeter. Yeter ki isteyelim.

Kendimize, eşimize sevdiklerimize yapılmasını istemediğimiz şeyi başkalarına reva görmeyelim. Yüce Allah adildir. Adil olanı sever. !

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

  1. Yalancı şahitler getirilerek törörist ilan edilip yalancı itirafcılar ihdas edilip en az 6 yıl 3 ay ve daha fazla mahkum edilenlerin haklarını savunan niye yok?

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM
  • YENİ
  • ÇOK OKUNAN