• DOLAR
    5,7449
    %-0,08
  • EURO
    6,3531
    %0,19
  • ALTIN
    270,97
    %-0,34
  • BIST
    105.380
    %1,54
Süleyman Türkaslan’ın Yazısı: “KHK’lılara Pasaport Yasağı”

Süleyman Türkaslan’ın Yazısı: “KHK’lılara Pasaport Yasağı”

KHK’LILAR HAKKINDA PASAPORT KANUNUNDA

YAPILAN DEĞİŞİKLİĞİN ANAYASAYA AYKIRILIK SORUNU

  1. Giriş

AKP Hükümetinin (Hükümet) “Yargı Reform Paketi” olarak adlandırdığı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun 24/10/2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Pakette yer alan düzenlemelerden birisi de Olağanüstü Hal Kararnameleri (KHK) uyarınca pasaportu iptal edilen kişilere yeniden pasaport verilmesine ilişkin olarak Pasaport Kanununda yapılan düzenlemelerdir. Madde metni şu şekildedir:

Ek Madde 7- (Ek:17/10/2019-7188/2 md.)

            Millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle;

  1. A) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstü hal kapsamında kabul edilen kanunlar uyarınca kamu görevinden çıkarılmaları veya rütbelerinin alınması nedeniyle pasaportları iptal edilenler ile haklarında pasaport verilmemesine yönelik idari işlem tesis edilmiş olanlardan,
  2. B) 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 5 inci maddesi ve 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci maddesi uyarınca pasaportları iptal edilenler ile haklarında pasaport verilmemesine yönelik idari işlem tesis edilmiş olanlardan,
  3. C) Mahkemelerce yurt dışına çıkmaları yasaklananlar hariç olmak üzere bu Kanunun 22 nci maddesi uyarınca pasaportları iptal edilenler ile haklarında pasaport verilmemesine yönelik idari işlem tesis edilmiş olanlardan,

            haklarında aynı nedenlerden dolayı; devam etmekte olan herhangi bir idari veya adli soruşturma veya kovuşturma bulunmayanlara, kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilenlere, mahkûmiyet kararı bulunanlardan cezası tümüyle infaz edilenlere veya ertelenenlere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilenlere, başvurmaları hâlinde kolluk birimlerince yapılacak araştırma sonucuna göre İçişleri Bakanlığınca pasaport verilebilir.”

            Hükümet tarafından bir reform olarak adlandırılan ve her fırsatta pasaport mağdurlarına pasaportlarının iade edileceği müjdesi veren bu düzenleme aslında söylendiği gibi mağduriyetleri giderebilecek bir düzenleme değil, aksine başta Anayasa, uluslararası hukuk ve  insan hakları sözleşmelerinde yer alan temel hakları zedelemeye devam eden bir düzenlemedir.

Bilindiği üzere, seyahat hürriyeti hem Anayasa hem de uluslararası sözleşmeler tarafından güvence altına alınan temel bir haktır. Ancak, “Olağanüstü Hal” döneminde bu hak sınırlanmıştır. Olağanüstü hal sona erdiğinde ise Olağanüstü Hal Kararnameleri ile tesis edilen temel hakları zedeleyen düzenlemeler malesef kanunlaştırılarak olağanüstü hal düzenlemeleri olağan hale dönüştürülmüştür.

  1. 2. Yapılan düzenleme “eşitlik ilkesi”ne açıkça aykırıdır.

Eşitlik ilkesi, hem Ülkemizin taraf olduğu insan hakları sözleşmeleri hem de Anayasanın 10 uncu maddesinde düzenlenen en önemli ilkelerden birisidir. Yürürlükte bulunan 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu, pasaport verilmesi bakımından kişilere herhangi bir özel şart getirmemektedir. İstenen belgeleri getiren herkes pasaport alabilme hakkına sahiptir.

Oysa yargı reformu adı altında getirilen düzenlemeyle haklarında Olağanüstü Hak Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnameleriyle işlem yapılanlar -yani KHK’lılar- hakkında herhangi bir idari veya adli soruşturma veya kovuşturma bulunmasa, soruşturma yapılıp hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilse bile bu kişiler ancak İçişleri Bakanlığı izin verirse pasaport alabilecektir.

Başka bir ifadeyle; hırsızlık, fuhuş, cinsel istismar veya taciz suçunu işleyenler, ihaleye fesat karıştıranlar, (…) pasaport için başvurmaları halinde nüfus müdürlüklerince kendilerine derhal pasaport verilecek ama KHK’lı bilim adamları, akademisyenler, öğretmenler, diplomatlar, iş adamları, hakim ve savcılar, polis memurları, askeri personel suçsuzluğu mahkeme kararıyla sabit olsa bile ancak haklarında kolluk birimlerince yapılacak araştırma sonucuna göre İçişleri Bakanlığının uygun görmesi halinde pasaport alabilecek; İçişleri Bakanlığı uygun görmezse yine pasaport alamayacaktır. Yani mahkeme kararı ile suçsuz oldukları tespit edilenler dahi, idarenin veya siyasi iradenin takdiri ile anayasal bir hakkını kullanmaktan men edilebileceklerdir.

  1. Düzenleme “seyahat hürriyetini” ihlal etmektedir.

Anayasanın yerleşme ve seyahat hürriyetini düzenleyen 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre “Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir”. Oysa, Olağanüstü Hal Kararnameleri kapsamında yüz binlerce kişinin pasaportu iptal edilmiş; olağanüstü hal sona erdikten sonra da, Anayasanın bu düzenlemesine aykırı olarak hakkında suç soruşturması veya kovuşturması bulunmayan kişilerin hâkim kararı olmaksızın pasaport almaları yasaklanmıştır.

Her ne kadar pasaport almaları yasaklananların çok küçük bir kısmına pasaportları yeniden verilmiş ise de bu konudaki mağduriyetlerin çoğu halen devam etmektedir. Sadece KHK ile kamu görevinden çıkarılanlar, asılsız ihbar veya şikayetler üzerine soruşturulan ve yargılanan, cezaları infaz edilen veya beraat ya da takipsizlik kararı verilenler değil, onlardan bir çoğunun  eşlerininin ve çocuklarının dahi anayasal pasaport alma ve seyahat hürriyeti kısıtlanmıştır.

  1. Düzenleme “çalışma hakkı”nı, “eğitim hakkı”nı, “sağlık hakkı”nı yok etmiştir.

Pasaportları iptal edilen kişilerden bazıları yurt dışında çalıştıkları, bazıları yurt dışında eğitim gördükleri, bazıları ise tedavi gördükleri için veya tedavi amaçlı yurt dışına gitmek istedikleri halde, getirilen pasaport yasağı nedeniyle yurt dışına çıkamadıklarından sayılan bu anayasal ve temel insan haklarından mahrum bırakılmışlardır. Ülke içinde iş bulma, eğitim alma ve tedavi görme imkanlarından yoksun bırakılarak adeta açlığa ve ölüme terk edilmişlerdir.

  1. Düzenleme “suçsuzluk karinesini” yok etmiştir.

Suçsuzluk karinesi, evrensel hukukun en temel ilkelerinden olup  hem Türkiye’nin tarafı bulunduğu insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerde hem de Anayasanın 38 inci maddesinde düzenlenen temel bir insan hakkıdır. Buna göre Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”

Pasaport Kanununda yapılan düzenlemeye göre, bir kişinin suçluluğunun hükmen sabit olması bir tarafa, hakkında hakkında herhangi adli veya idari bir soruşturma bulunmasa bile veya soruşturma yapılıp hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilse bile yine de de doğrudan pasaport alamayacaktır. Bu durumlarda bile pasaport alma hakkı, kolluk araştırması ve İçişleri Bakanlığının takdirine bağlanmıştır.

Basit bir anlatımla KHK’lılara şöyle denmektedir: “Senin suç işlememen, takipsizlik ya da beraat alman idare için bir anlam ifade etmez, senin hakkında KHK uyarınca işlem yapılmışsa sen artık mütemadiyen şüphelisin ve bunun aksine Cumhuriyet savcılığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, mahkemeden beraat kararı, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine dair kararı getirsen bile bu idareyi bağlamaz; yine de hakkında kolluk birimlerince araştırma yapılır ve ancak idare kabul ederse yargı hükmü bir anlam ifade edebilir.”

  1. 6. Düzenlemeyle yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunun kamu hizmetlerinden sürekli yasaklanma sistemine geri dönülmüştür.

Pasaport yasağı işlenen suça bağlı olarak getirilmiş bir hak mahrumiyeti hükmündedir. Bu konuda hukuk sistemimizde ikili bir düzenlemeye gidilmiştir. Hak mahrumiyetlerinin bazıları (milletvekili seçilme yasağı, memuriyetten yasaklanma, seçme ve seçilme ehliyetinin kaldırılması, velayet hakkından yasaklanma vb.) mevcut 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun güvenlik tedbirlerini düzenleyen 53 üncü maddesinde, bazıları ise diğer kanunlarda düzenlenmiştir.

Kanunun 53 üncü maddesinde düzenlenen hak mahrumiyetleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaktadır. Buna göre, bir kişi kasten işlemiş olduğu bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olursa ancak o zaman bu kişi hakkında hak mahrumiyeti getirilebilir ve getirilen hak mahrumiyeti bir süreye tabidir. Yeni Türk Ceza Kanunu, güvenlik tedbirleri bakımından mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunun benimsediği sınırsız hak mahrumiyetini kaldırarak kişinin mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağını, hükmolunan cezanın infazının tamamlanmasından sonra bu hakları kullanabileceğini öngörmüştür. Bu konudaki tek istisna Kanunun 53 üncü maddesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla taksirli suçtan mahkûmiyet cezası alan mesleği taksicilik olan kişiler hakkındaki hak mahrumiyetidir ki bunun da süresi üç yıldan fazla olamaz.

Türk Hukuk Sisteminde Türk Ceza Kanunu dışında hak mahrumiyeti getiren düzenlemeler ise 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” başlıklı 13/A maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir. Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir”.

 

Görüldüğü üzere, bu Kanun da sınırlı hak mahrumiyeti ilkesini kabul ederek cezanın infazından itibaren belirli sürelerin geçmesi halinde ve iyi halli olmak şartıyla getirilen hak mahrumiyetinin kaldırılması esasını benimsemiştir. Yine, vurgulamak gerekir ki bu Kanuna göre de bir kişi hakkında ancak bir ceza mahkumiyetine bağlı olarak hak mahrumiyeti getirilebilir.

 

Yukarıda gösterilen Kanun hükümleri çerçevesinde Pasaport Kanunuyla getirilen düzenlemeye bakacak olursak, bırakın sadece işlenen bir suç nedeniyle hak mahrumiyetini, kişi suç işlemese bile, hakkında herhangi bir soruşturma yapılmasa bile veya soruşturma yapılıp hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilse bile yine de de doğrudan pasaport alamayacaktır. Yani, suç işleyen kişi Türk Ceza Kanunun 53 üncü maddesinde gösterilen sürenin dolması ve infazın tamamlanması veya Adlî Sicil Kanununun 13/A maddesine uygun olarak “yasaklanmış hakların geri verilmesi” yoluna başvurması halinde milletvekili, vali kaymakam, devlet memuru, muhtar olabilecek ancak, eğer hakkında Olağanüstü Hal uygulaması kapsamında bir işlem yapıldıysa İçişleri Bakanlığı kabul etmediği sürece pasaport alamayacaktır. Ayrıca bu hak mahrumiyetinin ne kadar süreceği belirsiz ve sınırsızdır.

  1. Düzenleme ile maalesef darbe dönemlerine ait fişleme sistemine geri dönülmüştür.

Bir hukuk devletinde kişiler hakkında işlem yapılırken Devletin yargısal makam veya mercilerinin kararları esas alınır. Çünkü, bu kararlar hukuk kuralları içinde ve derecelerden geçerek oluşturulurlar. Eğer bu kararlarda yanlışlık veya eksiklik varsa bunlar yine kanunlar çerçevesinde aynı makam ve merciler tarafından ve yasalara uygun olarak düzeltilir.

Getirilen düzenlemeye baktığımızda; Cumhuriyet savcılıklarının, mahkemelerin, Yargıtay’ın, Danıştay’ın ve Anayasa Mahkemesi`nin kararlarını bir tarafa atarak, tıpkı 12 Eylül askeri darbe döneminde olduğu gibi kimin hangi nedenlerle düzenlediği bilinmeyen, yapılan yanlışlıklara itiraz veya düzeltme hakkı imkanı olmayan, kapalı kapılar ardında düzenlenmiş listelere göre işlem yapılacaktır. Çünkü getirilen düzenlemeye göre kişi suç işlemese, hakkında herhangi bir soruşturma yapılmasa bile veya soruşturma yapılıp hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilse bile bunlar dikkate alınmayacak, onun yerine listeler, araştırma raporları, kurum kanaatleri gibi muğlak bilgiler esas alınacaktır.

Bu arada, yasalara aykırı veri/delil elde etme ve bunlara göre işlem yapmanın, yine Anayasa, TCK ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin diğer mevzuat hükümlerine aykırılığı ve bu işlemin suç olması ise ayrıca değerlendirilmesi gereken konular arasındadır.

  1. Sonuç

Düzenleme, kullanılan dil itibariyle belirsiz, her türlü kötüye kullanmaya müsait olarak kaleme alınmıştır. Kanunun diğer maddeleri belirgin ve kesin ifadeler içerirken bu maddede muğlak ve belirsiz ifadelere yer verilmiştir. Bunun da ötesinde ne Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda ne de Genel Kurulda bu maddeyle ilgili en ufak bir revizyona izin verilmemiş, düzenleme Hükümet tarafından teklif edildiği gibi kanunlaşmıştır.

Yapılan düzenlemenin, sadece iç ve dış kamuoyunda oluşan haklı yakınmaları ve eleştirileri yatıştırmaya yönelik olduğu, KHK’lıların pasaport sorununu  çözmediği aksine hukuka aykırı keyfi bir uygulamayı yasalaştırdığı söylenebilir.

Düzenleme, haksızlıkları gidermekten, temel hakları garanti altına almaktan uzak, göstermelik düzenlemelerdir. Doğal olarak bu tercihin, hukuk ve siyasi tarihimizde Ülkemiz ve insanlarımız aleyhine çok ağır, telafisi imkansız sonuçları olacaktır.

Anayasaya aykırılıklar içeren düzenlemeye karşı, ana muhalefet partisinin, 60 gün içinde Anayasa Mahkemesine iptal davası açması yerinde olacaktır.

SÜLEYMAN TÜRKASLAN

YARGITAY E. TETKİK HAKİMİ

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM
  • YENİ
  • ÇOK OKUNAN