• DOLAR
    5,8147
    %0,44
  • EURO
    6,4658
    %0,25
  • ALTIN
    276,07
    %0,90
  • BIST
    7,7627
    %1,70
Hukukçu Sevil Yılmaz Yazdı: “OHAL Komisyonu Ne Kadar Bağımsız?”

Hukukçu Sevil Yılmaz Yazdı: “OHAL Komisyonu Ne Kadar Bağımsız?”

Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Başkanı Salih Tanrıkulu, OHAL KHK’ları ile işlerinden ihraç edilen kamu görevlilerinin haklarında beraat ve takipsizlik kararları verilmiş olmasına rağmen neden görevlerine iade edilmediklerine dair açıklamalarda bulundu.
Burada öncelikle OHAL Komisyonunun hukuki niteliğine değinmekte fayda var. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu KHK işlemlerine yapılacak itirazları incelemek ve bir karara bağlamak amacı ile kuruldu.(685 sayılı KHK R.G. 23/01/2017 29957 sayı) Hukuken kabul edilebilirliği ve geçerliliği halen tartışmalı olan ve yasal denetimi yapılamayan bir Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan idari bir kurumun , böylesi hayati işlemler hakkında , kendisini , kanunla kurulan mahkemeler yerine koyarak karar vermesi elbette ki kabul edilemez.
Komisyon üyeleri halihazırda KHK’ları ilan eden yürütme organlarınca atanan bir kurumun bağımsız ve tarafsız olamayacağı kuşkusu , baştan itibaren, vereceği kararların da güven vermeyeceğine işaret etmekteydi. Ki Komisyonun bugüne kadar vermiş olduğu kararlar esasında biz hukukçuları pek şaşırtmadı. Komisyona yapılan başvurular başından itibaren soyut ve basit birer itiraz olmaktan öte gidememiştir. Ceza ve idare hukuk hükümlerine tümüyle aykırı olan bu sistem etkili bir yargı sistemi değildir; bir yargı sistemi değildir.
Hak Arama Hürriyeti Anayasamızın 36. Ve AİHS’nin 6. Maddesinde düzenlenmiştir.Herkes meşru vasıta ve yollarla yargı merciileri önünde adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı sadece mahkemeler önünde devam eden yargılamaları değil; dava açma hakkı ve mahkemeye hukuki ve fiili etkili erişim hakkını da kapsamaktadır. AİHM kararlarına göre; mahkemeye etkili erişim hakkının yalnızca bireyin dava açamadığı durumlarda değil, devletin bireyin dava açmasını  makul olmayan süre boyunca duraklatması halinde de ihlal edileceği belirtilmiştir. Anayasa md.13 de temel hak ve özgürlüklerin  “özlerine dokunulmaksızın” anayasayla belirtilen hallerde ve ancak kanunla sınırlandırılabileceği açıkça düzenlenmiştir. Ve bu sınırlama yapılırken yine “milletlerarası yükümlülükler ihlal edilmemek kaydı ile” ve “durumun gerektirdiği ölçüde olması gerektiği” de Anayasamızda açıkça düzenlenmiştir. OHAL Komisyonu yargıya etkili erişim hakkını sağlayamaya elverişli bir kurum değildir. Başvurucunun yargıya bir an önce ulaşması amacı önünde kurulmuş “ölçülülük” ilkesini aykırı bir barikattan farksızdır. Silahların eşitliği ve adil yargılanma ilkelerinin açıkça ihlal edildiği KHK işlemlerini etkili ve kesin  bir sonuca bağlayamayacağından hak arama yolu niteliğinden yoksundur.
Gelelim kuruluşu itibari ile “mahkemeye etkili erişim hakkı” nı kapsayan “adil yargılanma” temel hak ve ilkesini , olağanüstü hal kapsamında olsa dahi , “özüne dokunarak” ve “durumun gerektirdiği ölçülülük” sınırını aşarak, batan itibaren ihlal eden OHAL  İşlemleri İnceleme Komisyonu Başkanı Salih Tanrıkulu’nun açıklamalarına..
Başkan açıklamasının başında; takipsizlik ve beraat alanların dosyalarını öncelikli olarak incelediklerini söylerken ,bir yandan da dosyaları ceza davalarından ari olarak karara bağladıklarını belirterek kendi içinde çelişkiye düşmüştür. Madem ceza davaları sonucu verilen kararlar Komisyonun inceleme konusu değil, neden bir mahkeme kararı olan “beraat” hükmü öncelikli inceleme konusu olmaktadır? Yine açıklamasında; haklarında red kararı verdikleri başvurucuların  yüzde 92’sinde adli soruşturma ve kovuşturma olduğunu da belirten Tanrıkulu, topu yine mahkemelere atmaktadır.
Hemen hatırlatmak isterim ki Anayasa md. 138 der ki “yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır;  bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”  bu ana kanun  hükmü gereği  hukuk devleti ilkesi ve hukuka  bağlılık  idare anlayışının anayasal  bir buyruğudur. Her ne kadar burada mahkeme kararı ile verilmiş bir göreve iade durumu yok ise de; ihraca gerekçe olan örgüt üyeliğinin olmadığı şeklindeki kesinleşmiş mahkeme kararı devletin idari bir birimince yok sayılmakta ve tanınmamaktadır.
Dosyaların karara bağlanamasında 20 kriter belirlediklerini açıklayan Başkan, bu kriterleri neye dayanarak, hangi idari ya da adli kararla belirlediklerini ve bunu bir resmiyete bağlayıp bağlamadıklarını, bu kriterlerin örgüt üyeliği için geçerli ve yeterli deliller olup olmayacağını, bahsi geçen kriterlerin suç unsuru teşkil edip etmediği, aynı kriterlere sahip kimi başvurucuların iadelerine karar verilirken diğerlerinin başvurularının neden reddine karar verildiğine dair tatmin edici bilgiler verememektedir. Elbette ki benzeri birçok sorunun cevaplanamadığı böyle bir idari kurumun bağımsız ve tarafsızlığı konusunda şüpheye düşülecektir.
Tanrıkulu açıklamasının tamamında “iltisak” kavramına vurgu yapmaktadır. Malum “iltisak” kavramı bize OHAL döneminin bir hediyesidir.Türk Dil Kurumu sitesinde kelime anlamı kavuşma,bitişme,birleşme olarak tanımlanan iltisak kavramı, örgüt kelimesi ile yan yana geldiğinde benim açımdan hukuki boşluktan ve hatta fahiş hatadan başka bir anlam ifade etmemektedir.Malumunuz; üniversite final sınavlarında sınav kağıdında bir kelimelik dahi olsa fahiş hata yapan bir öğrenci, diğer soruları doğru yanıtlasa dahi sınavdan “0” alırdı. Hal böyle olunca baştan hukuki temelden yoksun karar veren bir  idari kurumun verdiği kararların adil olmayacağı gözlerimizi kör eder açıklıkta.
“Anayasada belirtilen devlete sadakat yükümlülüğü…”  Bakalım Anayasamızda nerede nasıl düzenlenmiş bu mesele? Anayasa md. 129 ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 6. Madde  der ki; devlet memurları Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına  ve kanunlarına sadık kalarak faaliyet yapmakla yükümlüdürler. Tanrıkulu çok önemli bir noktaya değinmiş aslında. Burada OHAL Komisyonu olarak da başvurucuların hangi Anayasa maddesini veya kanun maddesini de ihlal ederek ihracına sebebiyet verdiğini açıklama sorumluluğu altına girmiş oluyor.O zaman soruyoruz;
-yasal bir bankaya para yatırmak,
-bir telefon programını yüklemek ve kullanmak,
-yasal bir sendika veya derneğe üye olmak,
-yasal bir kurumda çalışmak,
-MEB onaylı bir öğretim kurumunda eğitim görmek,çocuğunu bu okula göndermek,
Şeklinde çoğaltabileceğimiz eylemlerin hangisi, hangi Anayasa veya kanun maddesini ne suretle ihlal ediyor, bize açıklar mısınız?
Bir kamu görevlisinin her vatandaş gibi Anayasa ve kanunlara sadık kalma ve uyma yükümlülüğü vardır, fakat siyasi iradenin keyfi uygulamalarına uyma yükümlülüğü yoktur.
Ve en nihayetinde devletin, vatandaşının hukuki güvenilirliğini sağlama pozitif yükümlülüğünü yerine getirme sorumluluğu vardır.
HukukaSadakat KHKlıyaAdalet!
Hukukçu Sevil Yılmaz

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
ohal ohal komisyonu

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM
  • YENİ
  • ÇOK OKUNAN
Mehmet Ayan: Haklısın
2019-12-02 22:00:47
Mustafam: Emsal karar
2019-11-28 08:36:08