• DOLAR
    5,7449
    %-0,08
  • EURO
    6,3531
    %0,19
  • ALTIN
    270,97
    %-0,34
  • BIST
    105.380
    %1,54
yönetim
yönetim
platformukhkli@gmail.com
Dr. Abdurrahman Subaş’tan Yeni Yazı: “Hayvan Çiftliği”nden Çıkış
  • 3
  • 537
  • 25 Ekim 2019 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
    Loading...
  • +
  • -

Bilişsel, eylemsel ve psikolojik olarak tüm benliğimle 3 yıl önce başlayan yorucu bir yaşamın içinde buldum kendimi. Ölçüsüz ve yasasız OHAL kararnameleri ile binlerce insan gibi işsiz kalmıştım. Kısa sürede geçici bir işe başladım ama tatmin edici değildi. İşsiz kalmanın yanında geçimi sağlamak için alışık olmadığım fiziksel ağırlıktaki işlerde çalışmak bedenen çok yoruyordu. Dikkatim işte iken sadece bedensel yorgunluğumu hissediyordum. Ancak işten çıktıktan sonraki zamanlarda bütün dikkatim, zihinsel konuşmalarımın içerisine akıyordu. Geleceğe ümitle bakacak bir ışık arıyor ona tutunmak istiyordum. Geleceğe dair bir ümit göremiyor, işlerin böyle sürüncemede kalacağına dair bilişsel çıkarımlarla oyalanıyordum. Toplumun, yaşanan haksızlıklara karşı sessizliğini anlayamıyor, kendimce buna bir anlam aramaya çalışıyordum. Bu düşünceler ile bedensel yorgunluk birleşince duygusal olarak enerjim dipleri görüyordu. Ümitsizliğin yarattığı duygusal rahatsızlık, kendimden kaçmama neden oluyor, bazen uykuya, bazen kitaplara bazen filmlere kaçıyordum. Zira dışsal gerçekler ve içsel konuşmalar duygularımı o kadar yoruyordu ki kaçmaktan başka çare bulamıyordum.

Yine böyle bir günün akşamında uykuya kaçtım. Rüya görecek ve rüyalarda mutlu olacak, dışsal dünyanın dayattığı George Orwell’in “Hayvan Çiftliği” koşullarına uyku boyunca ara verecektim. Derin bir uykuya dalmıştım.

Uykudan uyandığımda, anlamını çözemediğim bir hafiflik ve coşku vardı içimde. Oysa yatmadan önce diğer günlerden farklı bir şey yapmamıştım. Çaya eşlik eden sigara dumanıyla KHK ihlalleri ile ilgili twitler atmıştım.

Kahvaltıdan sonra her zamanki gibi gündeme ve mesajlara bakmak üzere telefonu elime aldım. Alışık olduğum gibi ilk Twitter’ı açtım. İçimdeki hafifliğin nedenini paylaşımlardan gördüm. Şöyle yazıyordu ilk gördüğüm paylaşımda:
“3,5 yıldır ağaç kökü yemeye mahkum edilmelerine rağmen mücadelelerini sürdüren KHK’lılar, ellerinden alınan tüm hakların iadesiyle güne uyanıyor. Meclis, uzun süredir milletvekillerinin kürsüye taşıdığı KHK haksızlıklarını görüştü ve tek maddelik yasa ile KHK’lıların OHAL döneminde elinden alınan tüm haklarının iadesini sağlayan yasa önerisini oy çokluğu ile kabul etti….”

Muhteşem bir haberdi. Haksız tutuklamalar, yargısız infazlar, toplumsal linç, toplumsal dışlama, işsizlik, fatura ödemek için çocukların kumbaralarını boşaltma, özlem, mesleğin icrası gibi daha nice zorlukların ve haksızlıkların sona erdiği bir iki saniye gibi kısa bir sürede zihnimden geçti. Derin bir nefes aldım, “Allah’ım bu oldu mu gerçekten?” diye içsel şaşkınlık cümleleri birbirini takip etti…
Paylaşımların ve haberlerin ardı arkası yoktu. Twitter’da herkes bu haberden bahsediyordu. KHK’lılar sadece kendi haklarını aramak için değil, ülkenin fiilen de demokratikleşmesi için verdikleri mücadeleden dolayı takdir ediliyorlardı.

Haberlere ve paylaşımlara mücadele süreci de konu ediliyordu. Mücadele uzun ve çetin sürmüştü. KHK’lılar ülkenin eşit ve onurlu bir vatandaşı olduklarını topluma hissettirdikten sonra toplumsal ve siyasal destek de görünür derecede artmıştı. Birçok KHK’lı uğradığı haksızlıkları seslendirmek için uzun süre cesaret ve güven bulamamıştı. Ancak, kararlılıkla sürdürülen KHK’lı dayanışmasına, sessiz KHK’lıların tamamının katılımı ile direniş 300 bin kişilik bir kitleye dönüşmüştü. Ardından KHK’lıların yıllardır sessizliğe gömülmüş akrabaları ve arkadaşları da destek olmaya başlamıştı. İktidarın, haksız ve hukuksuz şekilde darbenin faturasını kestiği KHK’lıların masumiyeti anlaşıldıkça toplumsal tepki arkadaş ve akrabaların da ötesine kadar büyümüştü.

KHK’lılar yaşadıklarının bir daha başka hiç kimse tarafından yaşanmaması için bu süreçte gerek sosyal medyada gerekse fiziki mekanlarda zulmün müzelerini kurmuşlar, toplumsal hafıza yaratmışlar ve gelecek nesiller için bilişsel ve duygusal izler bırakmışlardı.

Süreçte kitlesel direniş ve dayanışmaya ilk başlayan KHK’lılar “son KHK’lı iade edilene kadar bütün KHK’lılar bir arada olacağız” çağrısı ekili olmuştu. Bu çağrıdan sonra sessizliğini bozan KHK’lılar toplumsal farkındalık ve görünürlüğün artmasına sebep olmuşlardı.

Paylaşımlar arasında dikkat çeken bir diğer husus ise bir çok siyasetçi, bürokrat, yargı mensubu ve gazetecinin “fişleme, görevi kötüye kullanma, kanunsuz iddianeme düzenleme, kanıtsız hüküm verme, anayasa ve uluslararası anlaşmaların ihlali, masumiyet karinesinin ihlali, yargıyı etkileyen yayın yapma” gibi başlıklarla yargılanacağına dair haberlerden oluşuyordu.
Haberler demokratik, sosyal ve laik cumhuriyetin sarsılmaz bir şekilde yeniden inşa edilmeye başladığını gösteriyordu. Haberleri okudukça yaşadığım inanılmaz “coşku”, yerini KHK’lıların yoğun paylaşımı olan şu twit ile “sorumluluk” duygusuna bırakmaya başladı:
“Türkiye’yi daha da güzelleştirmek için demokratik kitle gücümüzle birlikte hareket etmeye devam edeceğiz.”
Türkiye güzelleşmişti. İçim güzelleşmişti. Ve bunlar güzelliklerin başlangıcıydı anlaşılan. Haberler ve paylaşımlar arasında dolaşırken, İrvin Yalom’un sözü geldi aklıma: “Değişimin ilk koşulu, sorumluluğun üstlenilmesidir.” Evet dönüşüm başlamıştı ama bu sadece bir başlangıçtı.
Haber okumaya odaklanmış dikkatim, gök gürültüsü ile dağıldı. Etrafıma baktım karanlıktı. Galiba rüya görmüştüm.
“Olsun”, dedim kendi kendime. Yaşanacak bir rüya sonuçta… Er ya da geç…

Rüyamın gerçekleşebileceğine inananları ve gerçekleşmesini isteyenleri dayanışmaya ve ses vermeye davet ediyorum.
Sevgi ve selamlarımla…

Dr. Abdurrahman Subaş
Eğitimci 18.10.2019

Sosyal Medyada Paylaşın:

3 yorum

  1. Rüyana kurban olayım kardeşim benim.
    Rabbim hayretsin.
    Ne güzel bir başlangıç inşallah.

  2. KHK platformunu önemsiyorum. Hatta alternatif siyasi oluşuma dahi gidebilir. Bağımsız adaylarla demokrasi, çevre, ekonomi hakkında yeni görüşlerle ülkeye umut olabilir.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM
  • YENİ
  • ÇOK OKUNAN