• DOLAR
    5,8147
    %0,44
  • EURO
    6,4658
    %0,25
  • ALTIN
    276,07
    %0,90
  • BIST
    7,7627
    %1,70
Fatih ALKAN
Fatih  ALKAN
fatihalkan@khkliplatformu.org
Fatih Alkan’dan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin Kararı Hakkında Değerlendirme
  • 1
  • 913
  • 14 Kasım 2019 Perşembe
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
    Loading...
  • +
  • -

Merhabalar sevgili okur ve takipçiler.. Bu yazımızın konusu, inceleyeceğimi belirtmiş olduğum Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/2233 Esas, 2019/4810 Karar sayılı kararıdır.

Bahse konu karar niteliği itibariyle mühimdir, zira hem örgüt üyeliğinin çerçevesini çizmiş hem de pek alışık olunmadığı üzere sanığı tahliye etmiş ve beraat kararı verilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.

Öte yandan, yakın zamanda gerçekleşen yasa değişikliği ile Yargıtaya gitmesinin önü açılan 5 yıl altı silahlı terör örgütüne yardım ve silahlı terör örgütü üyeliği cezalarının dosyaları için de temyiz başvurularına ışık tutmakta ve ipucu vermektedir.

Bu sebeple aşağıda sıralayacağım değerlendirmeler mühimdir. Dikkate alınması ve lehe sonuçlar elde edilmesine vesile olması temennisiyle..

Özel Daire kararında örgüt üyeliğini şöyle tanımlamıştır; ‘Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir.’ ve devamında örgüt üyesinin örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılması gerektiğini ifade etmiştir.

Organik bağı ise şöyle tarif etmiştir; ‘Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eten bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur.’

Burada öncelikle yapılması gereken çıkarım şudur; dosya kapsamında örgüt faaliyetlerinin terör bağlamında ortaya çıkarılması gerekmektedir. Kişi silahlı terör örgütü üyeliği veya silahlı terör örgütüne yardım suçunu hangi faaliyetiyle, cebir ve şiddet içeren bir eyleme dökmüştür? Sonrasında bu fiilini organik bağ kapsamında hangi hiyerarşik konumda olarak ve hangi üst konumdaki örgüt üyesi/yöneticisinden emir ve talimat alarak meydana getirmiştir?

Yargıtay’a sunulan temyiz, istinafa sunulan itiraz ve Ağır Ceza Mahkemelerinde yapılan son savunmalarda bu hususlar irdelenmeli ve bu mecraya muhakkak dikkat çekilmelidir. Yargıtay’ın incelemeye konu kararı bu hususlara ışık tutması sebebiyle önemlidir.

Failin suça konu olduğu iddia edilen fiilinin nitelemesinin ceza kanunu kapsamında yapılması elzemdir. Yani fail terör fiili olarak nitelendirilen davranışıyla Türk Ceza Kanununun hangi normunu ihlal etmektedir?

Konusu suç teşkil etmeyen bir fiil, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun bizatihi veya destekleyici delil olabilir mi? Elbette ki hayır..

Örgüte yardım veya örgüt adına suç işleme hususlarında da örgüt mensuplarının veya diğer yöneticilerinin emir ve talimatları olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla buradan yapacağımız çıkarım şudur ki; terör fiili muhakkak suç içeren bir eylem olmalıdır. Yoksa örgüt üyeleri veya yöneticilerinin her çağrısı veya emri suç olarak nitelendirilemez. Örnek olarak örgüt yöneticisi herhangi bir üyeye su içmesini söylese ve üye de buna riayet etse terör fiili oluşur mu? Bahsettiğim husus da budur aslında..

Yargılamalardan somut örneklerle gitmek gerekirse; yardım suçunun dayanağı yapılan Bank Asya hesaplarındaki hesap hareketlerinin örgüt elebaşının çağrısı kapsamında örgüte yardım mahiyetiyle yapıldığı iddia ediliyor.

Cezaların gerekçesi olarak bu husus kararlarda yer alıyor. Ancak şunu belirtelim öncelikle, bir terör örgütü elebaşının her çağrısı, çağrı konusu fiili işleyen her kişi bakımından suç olabilir mi?

Somut örnekle devam edelim..

Mesela, Abdullah Öcalan bulunduğu cezaevinden bir çağrı yapsa ve dese ki ‘Ağaçsız kurak arazilere ağaç dikin.’, bir kısım insan da TEMA vakfının gönüllüleri olarak kıraç bir araziye ağaç dikse ve bu dikim faaliyeti bu çağrıdan sonra yapılsa buradaki kişiler terör örgütünün üyesi veya örgüte yardım eden kişi mi olacaklar? Mesele bu kadar basit aslında..

Kişinin fiilini çağrı ile ilişkilendirip illiyet bağını kurarsanız elbette teröre yardım suçundan cezalandırma yapabilirsiniz. Ancak bunu sağlayamıyorsanız kanunun size açmış olduğu bir çıkış kapısı var; ‘DELİL YETERSİZLİĞİNDEN BERAAT!’

Yargılamaya konu olaylarda da örgüte yardım suçlamasının genelde banka, dernek, sendika, para vermek gibi hususlarla gerekçelendirildiğini görüyoruz.

Yargıtay incelemeye konu kararında dernek, sendika, tanık beyanı gibi hususları kapsam dışı bırakmış oldu.

Banka konusunda açıklamalar yapmak gerekirse,

2014 yılı Ocak ayı içerisinde yapılan çağrıdan sonra bankaya para yatıran veya hesap hareketliliği bulunan kişilere mantığı bir kenara bırakarak, ilginç içerikli bilirkişi raporlarına dayanarak mahkumiyet hükmü tesis etmek ne kadar doğrudur?

Madem bir çağrı ile terör fiili meydana geliyor, terör örgütlerinin elebaşları çeşitli bankalara para yatırma çağrısı yapsın ve o bankalar teker teker batsın. Böyle bir değerlendirme ölçütü sağlıklı değildir. Akla, mantığa ve vicdana uygun değildir. O yüzden yargılama yapılırken yukarıda açıklamasını yapmış olduğumuz organik bağ, örgüt üyeliği ve hiyerarşik konum hususlarına dikkat edilmesi elzemdir.

Yargıtay üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulmasını ve süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması gerektiğini vurguluyor. Buradaki eylem ve faaliyetlerin elbette ki cebir ve şiddet içermesi gerekmektedir. Cebir ve şiddet içermeyen terör faaliyeti olmaz. Konusu suç teşkil etmeyen terör faaliyeti olmaz..

Özel Dairenin kararında alıntılama yaptığı bölüm de yukarıda yaptığım değerlendirmeyi destekler niteliktedir. Alıntılama yapılan metinde özetle örgüte üye olduğu iddia edilen bir kişinin amacının muhakkak suç işlemek olmasının gerektiği vurgulanmaktadır.

Burada değerlendirmeye kısa bir ara verip aklıma takılan bir soruyu sormak istiyorum;

‘Görevlerinden çıkarılan on binlerce kamu görevlisi, işlerinden edilen on binlerce özel sektör çalışanı ve öğrenci olan ana kuzuları nasıl suç işlemek için bir araya gelebilir?’ Bu kadar insan suç işlemek için bir araya geliyorsa Devletin kolluk birimlerinin, istihbari kurumlarının bundan nasıl haberi olmaz? Suçu önleme yükümlülüğü kapsamında nasıl tedbir almazlar?

Eğer muktedir olan devlet, örgütü başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak tanımlıyorsa bu yanılma ve hatadan kaynaklanın sorumsuzluk halini herkese adil biçimde dağıtmalıdır.

Konusu suç teşkil eden bir eylem varsa dahi Türk Ceza Kanununun 30 uncu maddesi bu durumlar için vardır.

Sonuç olarak, bir kişinin terör örgütüne üye olması veya örgüte yardım etmesi için o örgütün, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek ve suç işlemek amacıyla hareket etmesi gereklidir.

Bu bilme ve isteme durumu da soyut niyet okumalarla gerekçelendirilemez. Somut verilerle desteklenmelidir. Aksi halde verilecek olan her mahkumiyet hükmü hukuka aykırı, tesis edilen her ceza hukuk vicdanında derin bir yara olarak tarih sahnesindeki yerini alacaktır.

Esen kalın..

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

  1. Bizleri aydınlattığınız için sizlere müteşekkiriz. Allah, sizlerden razı olsun inşallah.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM
  • YENİ
  • ÇOK OKUNAN
Mehmet Ayan: Haklısın
2019-12-02 22:00:47
Mustafam: Emsal karar
2019-11-28 08:36:08
2019-11-21 09:46:36